Farma Plus
Menü
PROBİYOTİKLER VE İNSAN SAĞLIĞI
  • Endüstrileşmiş ülkelerde atopik egzema, allerjik hastalıklar, ülseratif kolit, crohn hastalığı, kanser, otizm ve nörodejeneraftij hastalıkların insidansının arttığı görülmektedir. Hastalıkların nedenleri arasında genetik yatkınlık, immünolojik bozukluklar, bakteri ve virüs gibi mikroorganizmaların olduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar ile son yıllarda bu tür hastalıkların nedenleri arasında bağırsak geçirgenlik fonksiyonunda bozulma da yer almakta ve bu konuda oldukça önemli kanıtlara ulaşılmaktadır.
  • Çağımızın modern insanı sanayi ve teknoloji devrimi ile birlikte modern gıda teknolojisi ile tanıştı. 19. yüzyılın ikinci yarısında mikrop ve hastalık ilişkilerinin ortaya konması ile de sanitasyon-hijyen kavramları gündeme geldi. Toplumda oluşan mikrop korkusu nedeni ile de rafine, steril besinler tercih edilmeye başlandı. Böylece toplumlar daha az bitkisel besin daha az mayalanmış gıda tüketmeye başladı. Modern toplum böylece lifli, antioksidanlardan, omega 3 yağ asitlerinden fakir fakat yabancı kimyasallardan zengin diyet ile tanışmış oldu. Pişirilmiş, konserve yapılmış, kurutulmuş, içinde koruyucu kimyasal bulunan ürünlerin tüketimi hızla arttı. Gıda maddeleri de soğuk hava depoları ve buzdolaplarında saklanmaya başladı. Bu arada hayvancılıkta, balıkçılıkta, ziraatte kullanılan kimyasal maddeler, antibiyotikler nedeniyle de, yiyecek ve içeceklerle daha önce insanoğlunun tanımadığı ajanlar ile de sindirim sistemimiz çeşitli hastalıklın tedavisinde kullanılan ilaç kimyasalları ile de tanışmıştır. Aynı zamanda yaygın antibiyotik kullanımı da devreye girdi. Bu faktörlerin etkisiyle floramızın etkilenmiş olması doğal bir sonuçtur.
  • Yeni gıda teknolojileri nedeniyle yiyeceklerimizdeki yararlı bakteriler ortadan kalkmaktadır. Böylece yeni gıda teknolojileri, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, çevrenin kimyasal ve antibiyotiklerle kirlenmesi gibi nedenlerle sindirim kanalı floramız için gerekli olan yararlı bakterilerden mahrum kaldık. Bu nedenle günümüz insanının barsak florasının atalarınınkinden farklı olması doğaldır.
  • Günümüzde mevcut floramızın ideal bir yapıya sahip olmadığı sorgulanmaktadır. Son 100 yıl içinde barsak floramızdaki olası değişikliklerin, son 50 yıl içinde görülme sıklığı artan hastalıkların(iltihabi barsak hastalıkları, otoimmün hastalıklar, allerjik hastalıklar, şeker hastalığı, kalın barsak hastalığı, nörodejeneratif hastalıklar gibi ) nedeni olabileceği tartışılmaktadır. Bu nedenle bir çok bilim adamı yararlı eski dost bakteriler ile gastrointestinal kanalın kolonize edilerek hastalıklara karşı riskin azaltılabileceğini inanmaktadırlar.
  • Hijyenik yaşam, kolon florasındaki dengeyi yararlı bakteriler ( Lactobacilli ve Bifidobacteria ) aleyhine bozmaktadır. Florada eski dost bakteriler (yararlı) azalırken, patojen (zararlı) mikroflora ( Clostridia, proteolitik Bacteriodes türleri) artmaktadır. Bu nedenle barsak florasındaki dost bakteri seviyesi arttırılmalıdır.
  • Fötal hayatta bebeğin bağırsakları steril olup doğum esnasında annenin vajinal kanalından alınan flora bakterilerinin bağırsakta kolonize olmasıyla oluşur. Kadınlarda vajinal flora el bağırsak florasının birbirine yakın olduğu bilinmektedir.
  • OZON TERAPİ GENEL BİLGİLER
  • Ozon'un sağlık alanında kullanılmasına Ozon Terapi denir. İlk kez 1880'li yıllarda uygulandı. 120 yıldan fazla zamandır uygulanan Ozon Terapi, günümüzde, saf oksijene yüksek enerji verilerek elde edilen ozon-oksijen karışımı (Aktif oksijen) (Medikal ozon) kullanılarak, "ozon uygulama sertifikası" almış hekimler tarafından uygulanır.
  • Ozon Tedavisi birçok patolojik durumu iyileştirir veya tamamen düzeltir. Bu olumlu sonuçlar bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmış olmakla birlikte kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon, diğer tedavilere ek olarak "Tamamlayıcı Tıp" kuralları içerisinde uygulanır.
  • Ozon yaşamın ta kendisidir.Stratosfer tabakasında yoğun olarak bulunan ozon tabakası zararlı güneş ışınlarının yer yüzüne ulaşmasını engellemektedir. Ozon yer yüzeyi yakınlarında artarsa “zehirli ve kirletici” dir. Bu nedenle bazı kişiler Ozon Terapinin "zehirli" olduğunu zannetmektedir. Halbuki yukarıda anlatıldığı üzere Ozon Terapi'de "medikal ozon", özel eğitimli hekimler tarafından kişiye ve hastalığa göre belirlenen dozlarda kullanılmaktadır.
  • OZON TERAPİ GÜVENLİ MİDİR?
  • 1980 yılında, "Almanya Ozon Terapi Tıbbi Cemiyeti"', 644 Ozonterapist ile, 384.775 hasta üzerinde,toplam 5.579.238 ozon uygulamasını değerlendirildi. Komplikasyon oranı % 0.000007 olduğu tespit edildi. Böylece Ozon Terapi en güvenli tıbbi uygulama kabul edildi.
  • Ozon Terapi Nasıl Etkiler?
  • Kan hücrelerine etkisi : Ozon, beyaz kan hücrelerinin (savunma hücreleri olup, enfeksiyonlara karşı korurlar) oluşumunu artırır, fonksiyonlarını düzenler. Bakteri, virüs ve mantarları öldürür. Kırmızı kan hücrelerinin elastikiyetini artırır, kanın kıvamını azaltır, akışkanlığını sağlar. Damar duvarlarındaki plakların yumuşamasını ve küçük kan damarlarındaki tıkaçların çözülmesini sağlayarak dolaşımı düzenler.
  • Bağışıklık sistemin etkisi : Ozon Terapi ilaç olarak düşünülmemelidir.Sihirli sopa'da değildir.Vücudun, yeniden sağlığına kavuşmasında bir araçtır. Sonuçta işi yapacak olan bağışıklık sistemidir. Ozon Terapi, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasını sağlamak için uygulanır.Bağışıklık sistemi ortabeyin,Limbik Sistem ve Timus bezi tarafından konrtol edilir. Limbik sistem aynı zamanda duygularımızı kontrol eder. Eğer duygularımız bozulursa Limbik Sistem baskılanır veya devreden çıkar.Ozon Terapi sırasında ortaya çıkan sakinleştirici, rahatlatıcı ve ağrı kesici etki bu merkezlerin daha düzenli çalışmasına yardımcı olarak bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kanser hücrelerine etkisi : Kanser hücreleri oksijensiz ortamı sever.Çok sayıda oksidan madde üretirler. Ozon Terapide çevre dokuda oksijenizasyon ve Anti-Oksidan kapasite artar.Kanser çevresinde bir savunma duvarı oluşturulur. Ayrıca kanser hücrelerinin dış duvarındaki yağ tabakasını oksitleyerek hücrenin parçalanmasını kolaylaştırır. Savunma mekanizmamızdaki beyaz hücrelerden "fagositler", ürettikleri hidorjen peroksit ve hidroksil ile duvar bütünlüğü bozulmuş kanser hücrelerini daha kolay yok ederler. Böylece kanser hücrelerinin metabolizması baskılanır. Hızla çoğalan kanser hücrelerinin çoğalması ve yayılması engellenir.
  • Bakteri,virüs,mantar ve protozoa üzerine etki : Bakterilerin hücre duvarındaki fosfolipid ve lipoproteinden oluşan yapı taşlarını oksitleyerek bütünlüğünü bozar. Mantarların hücre gelişimini değişik evrelerde durdurur. Virüslerde peroksidasyon etkisi ile kapsül harabiyeti yaparak, virüs-hücre temasını boza. Çoğalma siklusunu durdurur. Hücreleri çevreleyen koruyucu enzimlerin zayıf olması durumunda hücreler kolaylıkla virüsler tarafından ele geçirilir.Böylece hücreler daha kolay okside olurlar ve ölürler. Ozon Terapi sırasında hücrelerde güçlü anti-oksidan madde üretimi artaması sonucunda virüs ve bakterilere karşı direnç direncimiz artmış olur.
  • Dolaşımı Düzenler : Dolaşım bozukluğu hastalıklarında, kan hücrelerinin kılcal damarlarda akışı bozulur.Hücrelere giden oksijen azalır. Ozon Terapi sırasında kırmızı kan hücrelerinin elastikiyeti artar,kan akışı hızlanı. Kırmızı hücrelerin oksijen taşıma ve dokulara oksijeni geçirme yeteneğinde belirgin artış görülür. Atar damarlarda kısmi oksijen basıncı artar, viskozite azalır. Ozon Terapi sırasında atar damarlar içerisinde oluşmuş tıkayıcı plaklarda oksidasyon gelişmesi sonucunda tıkanmayı engelleyici etki oluşur.
  • PİKARE 2017